sunnudagur, 15. mars 2009

Hammock - Maybe They Will Sing For Us Tomorrow


Hammock Nashville'den çıkıp da ancak bu kadar İzlandik olunur dedirtecek kadar İzlandalı'dan çok İzlandalı. Grubun üçüncü ve en son albümleri Maybe They Will Sing For Us Tomorrow'u inanılmaz bir güzellikte. Grubun iki üyesi Marc Byrd ve Andrew Thompson'ın yeteneği albümün her saniyesine yayılmış ve onlar kadar yetkin bir şekilde bu kadar özgün sınırsız bir alana yayılan ses tarlaları yaratabilmek öyle herkesin yapabileceği bi iş değil. Grup beni en az July Skies'ı ilk dinlediğim andaki kadar heyecanlandırdı. Güzel müziğe tabii ki güzel bir artwork yaraşırdı, bu durumda da hemen Marc ve Andrew'ın kadim dostları bizim Jonsi ve yine bizim Alex (burada hemen haavi'nin buraya yazdığı son yazılardan birinde Alex Somers'dan ve grubu Parchutes'ten bahsettiğini söylemek istiyorum; hemen aşağıda bir yerlerde bulabilirsiniz ufak birkaç bilgiyi hakkında) imdada yetişmiş ve beraber yarattıkları bir sanat projesi olan Riceboy Sleeps olarak şu yukarıdaki albüm kapağını yapmışlar. Zaten hammock da ilk konserlerini Riceboy Sleeps'in ilk yurtdışı sergisinde Amerika'da vermişlermişmişmiş. Dinleyin edin. Buyrun.

Hammock Official Site


föstudagur, 26. september 2008

Pornopop

Pornopop diye bir güzellik var İzlanda'dan çıkan yine... Bir dinleyin bence:

Pornopop - It Doesn't Mean A Thing

fimmtudagur, 7. ágúst 2008

þriðjudagur, 24. júní 2008

Lights in the dark


Lights in the dark
Originally uploaded by Elsa Prinsessa
İzlandik olmayı isteme nedenleri no:1

föstudagur, 13. júní 2008

Parachutes


Paranhutes belki de en iyi Coldplay albümü ama burada olmasının nedeni o değil. Pek sevdiğimiz İzlanda'nın müzik yaptığını bilmediğim adamlarından Alex Somers'in projesi. Alex, Sigur Ros vokali Jonsi ile beraber Riseboy Sleeps projesini hayata geçirmişti. Parachutes ile neler yaptığını tam olarak bilmiyorum, ama iki şarkılarını şuradan dinleyebilirsiniz, ben Your Stories'i çok sevdim..


föstudagur, 6. júní 2008

Sigur Rós - með suð í eyrum við spilum endalaust

Sİgur Rós'un yeni albümü üzerine bir şeyler yazmak istiyorum ama bir şeyler beni engelliyor delice. Daha dinlemedim tabii herkes gibi bu albümü ama dinlediğim kadarıyla, ilk single Goobledigook bende anlam veremediğim hisler uyandırdı; daha yeni elde edilmiş bir radyo kaydından dinlediğim ikinci şarkı Festival ise beni alışıldık Sigur Rós hissine yaklaştırdı. Bu açıdan mutluyum ve albümün henüz dinlenmemiş diğer kısmından da umutluyum.

Şuradan dinleyebilirsiniz Festival'i. New Sigur Rós Track at JPs Blog

Seviyorum.

föstudagur, 23. maí 2008

"Sigur Rós fans will love this" veya Stafrænn Hákon

Bir süredir İzlandik değildim evet; kabul ediyorum. Yaza uygun şarkılar dinliyorum. The Ting Tings, Black Kids derken, ara ara kendime soruyordum nerede benim İzlanda ruhum diye. Hatta geçenlerde bir otelin odalarını pencereden izlerken, o odaların içinde dolaşan askılı bluzlu birini gördüğümde, yazın gelmiş olduğunu ve benim bu yüzden hareketli, zıpzıp şarkılar dinlediğimi aklımdan geçirdim. Hemen ardından da böyle şarkıların ve grupların hareketli ve sıcak havası içimi üşütüyormuş; onu farkettim. İçimi ısıtan şarkılar nedir diye düşündüğümde ise buz gibi ülkeler geldi aklıma. Buz gibi şarkılar, içimdeki her şeyi eritiveriyor diye düşünüp sıralıyorum aklıma gelen bu buz grupları... Bu siteye albumunun adını veren grup en başta tabii, ona ne şüphe...

Ama işte öyle de garip bir şey var ki, bu şarkıları her zaman dinleyemiyorum. Bu grupları her zaman tüketemememin sebebi de sanırım onlar özel anlara aitler ve o anlarda dinlenmeliler diye bir hissiyata sahip olmam. Yani ya çok mutluyken, ya da çok üzgün, hüzünlüyken sırf o andaki o baskın duyguyu daha da yoğunlaştırmak sanırım onların işi benim hayatımda. Bu uç noktaları bana daha derinden yaşattıkları için bağımlısıyım mesela Sigur Rós'un. Değerlim kendileri.

Sonra bugün, çok alakasız bir yerde alakasız bir şeyle uğraşırken, zamanında indirip, iPod'uma attığım ve de bir türlü dinleyemediğim bir şey başladı her zamanki gibi shuffle'dayken tüm liste. Öyle garip hisler içine girdim ki yine, uzun süredir bu tür müzikleri tüketmemiş olmanın da verdiği bir alışılmamışlıkla, hemen baktım çalanın ne olduğunu görmek için ekrana. Stafrænn Hákon - Járn yazıyordu. Hemen albümü buldum. Baştan sona dinledim ve kendisiyle ilgili sadece "Sigur Rós fans will love this!" şeklinde bir yoruma sahip olan o link'i hatırladım. Gerçekten de öyleymiş.

Başka hiçbir şey söylemeden, Jarn'ın last.fm linkini veriyoum dinleyim; bu güzellikten mahrum kalmayın diye:

Stafrænn HákonJárn

Bu da bir adet klip kendisinden. Ev yapımıymış. Youtube açabilenler bayram etsinler.



Beğenen olursa buradan bir ses etmesi yeterli. Gummi isimli 2007'de çıkmış olan albümü için link hazırda bekliyor, haberiniz olsun.

fimmtudagur, 22. maí 2008

Avril 14th - A Video by Ayça Keskin

Burak Avril 14th yazmış madem, ben de hemen bu çok sevdiğim şarkıya, çok sevdiğim birinin hazırladığı videoyu ekleyeyim dedim.

Avril 14th


Yüzen şarkılardan birisi, ilk dinlediğim andan beri kulaklarımda, zamanı dolduran müziklerden.. Müzik yapan herkes bir noktada Aphex Twin'den etkilenmiştir sanırım, bu şarkıda da en naif halleri var..

þriðjudagur, 6. maí 2008